Yeni Nesil Babalar

Son yıllarda ülkemizde babalık kavramı geçmiş yıllarda görülenin aksine, öneminin daha iyi algılandığı bir konuma gelmiştir. Geçmiş yıllarda, babanın ev içerisindeki tek otorite figürü olarak algılanması nedeniyle baba rolü çocuklarına karşı uzak-soğuk durma, duygu paylaşmama ve tensel temasta bulunmamayı beraberinde getiriyordu. Böyle ailelerde yetişmiş çocukların bireyleşme ve kendilik algılarıyla ilgili problemleri göze çarpmaktaydı. Ancak yeni dönem babaların, baba rollerini daha büyük çaba ve itinayla gerçekleştirdiklerini gözlemlemekteyiz. Modern babalıkta bu durumu sekteye uğratan en önemli faktör yoğun iş-şehir yaşamı olarak gözümüze çarpıyor. Babalar çok geç saatlere kadar işle meşgul olduklarında çocuklarıyla beraber geçirebilecekleri zamandan çalınmış olmakta ve hafta içleri babalarını göremeden uyku saatleri gelen çocuklar olduğunu görmekteyiz. Bu durumda da babalar kaçırdıkları zamanı telafi edebilmek için haftasonları daha çok tüketime dayalı aktiviteler gerçekleştirmekteler.

Bir başka sorun da kadınların ekonomik yaşamda aktif olmaları nedeniyle ev içinde karışmış kadın-erkek rolleri ve çocukların tutarlı anne-baba ilişkisi algılayamamalarıdır. Kliniğimizde danışmanlık alan babaların en çok ihtiyacı olan şey ise çocuklarıyla geçirebilecekleri özel zamanları artırabilmek.

Erkekler, baba olmaya hazırlanırken öncelikle kendi babalarıyla olan ilişkilerini gözden geçirmelidir. Kişinin kendi ailesinde baba rolünün nasıl gerçekleşmiş olduğu, babasıyla olan ilişkisinin kalitesi ve doyuruculuğu kendi babalık rolüne önemli aktarımlar sağlamasına yardımcı olacaktır. Çocuğun 0-24 aylık dönemi genellikle babalar açısından baba olduklarını çok hissetmedikleri ve çocuklarıyla paylaşımlarının sınırlı olduğu bir dönemdir, çünkü bu dönemde çocuk yaşamsal olarak anneye bağımlıdır.  Sonraki dönemlerde babayla çocuk arasındaki paylaşımlar arttıkça erkekler baba olduklarını daha çok hissetmeye başlamaktadır. Bunun bilinciyle babalığa başlayıp bir miktar sabırlı olmak yerinde olacaktır. Çünkü bu dönemde erkeklerin anneyi kıskanmaları ve evde çocuğun odak noktası olması, tüm ilginin çocuğa yönelmesi babalarda değersizlik inançlarının yoğunlaşmasına neden olabilmektedir.

Türkiye’deki babalar bu dönemde çocuklarını rakip olarak algıladıklarında, evdeki otoritelerini kaybettiklerini düşünüp kaygılarını yükseltmektedirler. Bu da çocuklarıyla yakın ilişki kurmalarına engel olabilmektedir. Ayrıca, çocuklarına yeterince vakit ayıramadığını düşünen babalar da onları gereğinden fazla oyuncağa boğarak çocukların sevgisini kazanmayı amaçlamaktadır ancak bu durum çocuklar tarafından sevilme ve güven inançlarını besleyen davranışlar olarak algılanmaktadır. Burada babalar uzun zaman değil, çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmeye odaklanmalı ve anneden bağımsız sadece baba ve çocuğun paylaştığı zamanlar organize etmelidir.

Baba olmanın ardından erkeklerin zaman yönetimi ve sorumluluk paylaşımını daha özenli inşa etmeleri gerekmektedir. Çünkü, artık eş ile baş başa geçirilmesi gereken, çocukla baş başa geçirilmesi gereken zamanlar ve aile olarak paylaşılması gereken aktiviteler oluşmuştur. Çocuğun doğumundan sonra erkeğin eş rolü sona ermemiştir. Sadece yeni bir rol olan baba rolü eklenmiştir. Dolayısıyla erkekte eş rolünün devamını sağlamaya yönelik çaba, kadının da annelik algısına katkı sağlayacak olup çocuğun sağlıklı aile tanımını oluşturacaktır.

Kadınlar da baba olan erkeğe aynı özenle davranmalı ve annelik rolünü eş rolünün önüne taşımamalıdır. Çünkü, çocuk merkezli ailelerde eşler birbirlerine karşı saygılarını yitirmekte ve sorumluluklarını yerine getirememektedir. Bu durum da evliliklerin kalitesini bozmakta, boşanmalara neden olmakta, çocukların büyüyüp evden ayrıldıklarında birbirileriyle paylaşımlarını unutmuş eşler arasında “boş beşik sendromu” dediğimiz ağır depresyonlar yaşanmaktadır.

Babaların akıllarından çıkarmayacakları en önemli husus, çocuklarıyla baş başa geçirdikleri kaliteli zamanlar yaratmaktır. Duygu-düşünce paylaşımının yoğun olduğu ilişki kurmak, çocuklarının da birer birey olduklarını unutmayıp istek ve ihtiyaçlarına cevap vermek ve bunu yaparken sınırlarını korumaya da özen göstermek hem kişinin kendisini hem de çocuğunu tatmin eden bir ilişki olacaktır.