Psikoterapi Nedir?

Psikoterapi nedir?

Psikoloğa ne zaman başvurmalıyım?

Bir psikoloğa danışma kararını vermeden önce, yapılacak olan tedavi ve yöntemlerden haberdar olmak, hangi sağlık çalışanının ne görevi olduğu konusunda fikir sahibi olmak sorun alanınızı tanımlama açısından size yardımcı olacaktır. Aynı zamanda, doktor doktor gezmeden, her seferinde hikayeyi baştan anlatmak zorunda kalmadan çözüm bulmak sizi hedeflerinize daha da yakınlaştıracaktır.

Psikolog kimdir?

Psikoloji, kişinin düşünce, duygu ve davranışlarını inceleyen, bunların ortaya çıkış nedenlerini ve nasıl değişebileceğini ortaya koyan temel bir bilim ve uygulama dalıdır. Psikoloji evrensel düzeyde tanımlanmış 50’nin üzerinde uzmanlık alanı (örneğin; klinik psikoloji, sosyal psikoloji, gelişim psikolojisi, endüstriyel psikoloji, spor psikolojisi, trafik psikolojisi, deneysel psikoloji vb.)bulunan bağımsız bir bilim ve meslek alanıdır.

Ülkemizde 47 üniversitede YÖK tarafından onaylanmış Psikoloji Bölümleri Fen-Edebiyat Fakülteleri bünyesinde eğitim vermektedir. Bu eğitim, 4 yıl lisans, 2 yıl yüksek lisans, 4 yıl doktora eğitimi olmak üzere çeşitlendirilmiştir.

Psikoloji uzmanlık alanlarından en sık bilineni olan klinik psikoloji, uyumu bozan ya da anormal insan davranışlarıyla uğraşır. Klinik Psikologlar, bireylerin davranış ve duygu durumunu değerlendirebilmek ve tanımlayabilmek amacıyla görüşme yöntemi kullanır, gerekirse psikolojik testler uygular ve yorumlarlar. Başka bir deyişle, duygusal ve davranışsal sorunların, işlevsel olmayan düşüncelerin ve davranışların psikolojik kökenlerini araştırarak, kişinin sağlığa kavuşmasını psikoterapi veya konuşma terapisiyle sağlarlar.

 

Kognitif terapi nedir?

Kognitif Terapi, psikolojik ve psikiyatrik bozukluklarda kullanılan bir psikoterapi yöntemidir. Dr. Aaron T. Beck tarafından 1960’da bulunmuş ve geliştirilmiştir ve dünya çapında sıklıkla uygulanmaktadır. Kognitif Terapi son yıllarda geniş yelpazedeki psikolojik ve medikal sorunlarda yaygın bir şekilde
uygulanmaktadır2.

1977 yılından bu yana, Kognitif Terapi’nin etkililiğini ve geçerliliğini vurgulayan pek çok kontrollü, sistematik çalışma ve araştırma yapılmıştır. Dünyadaki ve özellikle ABD’deki araştırmacılar, araştırma bulgularına dayanarak bu tedavi yönteminin pek çok psikiyatrik ve psikolojik bozuklukta etkili olduğunu vurgulamaktadır. Psikolojik rahatsızlıkların dışında fizyolojik ve bedensel hastalıklarda da etkili ve yararlı olduğu tespit edilmiştir.

Diğer psikoterapi yöntemlerinin tam tersine, kognitif terapi genellikle şimdiki zamana odaklanan, daha sınırlı ve problem çözmeye yöneliktir. Aslında çoğunlukla danışanın yaptığı şey, mevcut problemleri çözmektir. Buna ek olarak, danışanlar yaşamları boyunca kullanabilecekleri belirli becerileri öğrenirler. Bu beceriler, saptırılmış düşünceleri teşhis etmeyi, inançları değiştirmeyi, etrafındaki kişilerle farklı bir yönde ilişki kurmayı ve davranışları değiştirmeyi kapsar.

Kognitif terapi, kognitif modele dayanır. Kognitif modele göre olayları algılama şeklimiz duygusal olarak nasıl hissettiğimizi etkilemektedir. Felsefe kuramlarında da geçerliliği olan bu modeli Epiktetos’un bir sözüyle destekleyebiliriz:

“İnsanlara rahatsızlık veren, olayların kendisi değil, bu olaylara getirdikleri bakış açılarıdır”.

Günlük yaşamda çok geçerli olan bu söz, yaşadığımız olaylardan çok bu olaylara bakış açımızın, bu olayları nasıl algıladığımız ve anlamlandırdığımızın bizde bazı değişikliklere yol açtığını göstermektedir.

Her sorunun beş farklı bileşeni vardır; çevresel değişimler/yaşam durumları, bedensel tepkiler, ruh halleri, davranışlar ve düşünceler. Örnek olarak RDM’ye başvuran bir danışanın durumunu aşağıda özetleyelim:

» Çevresel değişimler/yaşam durumları: Baba tarafından şiddet uygulanmış, alkolik ve şiddete eğilimli eş, ergenlik çağında iki çocuğun annesi olmak, işyerinde müdüründen aldığı olumsuz değerlendirme.

» Bedensel tepkiler: Çoğu zaman yorgun

» Ruh hali: Depresif, üzgün, karamsar

» Davranışlar: Çalışmakta zorlanma, kendini diğer insanlardan soyutlama, ağlama, intihar girişimleri

» Düşünceler: “Ben hiçbir işe yaramam”, “Başarısızım”, “Hiçbir zaman iyileşemeyeceğim”, “Hayatım ümitsiz”, “Kendimi öldürmek tek çıkar yol”.

Yukarıdaki örnekte olduğu gibi, kişiler sıkıntı içinde olduğu zaman genellikle açık bir şekilde düşünemezler ve düşünceleri bir yolunu bulup sapar. Kognitif terapi, insanlara sıkıntılı düşüncelerini teşhis etmelerine ve düşüncelerinin ne kadar gerçekçi olduğunu değerlendirmelerine yardımcı olur. Böylece, kişiler çarpıtılmış düşüncelerini değiştirmeyi öğrenirler. İnsanlar daha gerçekçi düşündükleri zaman, kendilerini daha iyi hissederler. Ana fikir, kararlı bir şekilde problemleri çözmek ve davranışsal değişimleri başlatmaktır.

Çözüm olumlu düşünmek midir?

Düşünceleriniz ruh halinizi, davranışlarınızı ve bedensel tepkilerinizi etkilediği halde yaşamınızda karşılaştığınız sorunların çözümü olumlu düşünmek değildir. Yoğun bir ruh hali içerisinde olduğunuz zaman sadece olumlu düşünceleri aklınıza getirmeye çalışırsanız, bir şeylerin yolunda gitmediğine dair işaretleri gözden kaçırabilirsiniz. Bunun yerine bir soruna olabildiğince farklı açılardan bakmayı öğrenmek gerekmektedir.

Terapiye hazır olmak için ne yapmalıyım?

Önemli olan ilk adım hedefleri koymaktır. “Terapi sonunda nasıl farklı olmak istiyorum” diye kendinize sorun. İşinizde, evinizde, arkadaşlarınızla, ailenizle, iş arkadaşlarınızla olan ilişkilerinizde yapmak istediğiniz değişiklikleri açık bir şekilde düşünün. Hangi belirtilerin sizi sıktığını, hangilerini azaltmak ya da yok etmek istediğinizi düşünün. Yaşamınızda geliştirmek istediğiniz diğer alanları düşünün; kültürel veya ruhsal alanlarda gelişmek, zihinsel meraklarınızı sürdürmek, spor yapmaya başlamak, kötü alışkanlıkları azaltmak, yeni kişisel beceriler öğrenmek, işte veya evdeki yönetim becerilerini geliştirmek. Terapist bu hedefleri değerlendirmenize ve tekrar tanımlamanıza yardımcı olur. Ayrıca, terapist hangi hedefleri kendi başınıza çalışabileceğinizi ve hangilerini terapide çalışmak
isteyebileceğinizi saptamanıza yardımcı olur.

Tipik terapi seansı sırasında ne olur?

Terapi seansınız başlamadan önce, terapistiniz ruh durumunuzu değerlendirmek için sizden belirli formlar doldurmanızı isteyebilir. Depresyon, Kaygı ve Ümitsizlik Envanterleri, size ve terapistinize ilerlemenizi değerlendirmek için objektif bir yön vermeye yardımcı olur. Terapide terapistin yapacağı ilk şeylerden bir tanesi, bu hafta diğer haftalara göre nasıl hissettiğinizi saptamaktır. Buna ‘ruh durumu kontrolü’ denir.

Terapist, size seans için gündeme koymak isteyeceğiniz problemleri, bir önceki seansta olan önemli konuları ve gelecek haftada olabilecek temaları sorar. Sonra, terapist bir önceki seans sırasında konuşulanlardan size hangilerinin önemli göründüğünü, hafta boyunca yapabileceğiniz ev ödevlerini ve terapide değiştirmek istediğiniz bir şey olup olmadığını sorarak bir önceki terapi seansı ile bu haftadaki terapi seansı arasında bir bağlantı kurar.

Seans sırasında, gündeme koyduğunuz problem ya da problemlere odaklanılır. Terapistiniz hem problemleri çözmeye yönelik teknikleri uygular hem de terapistinizle birlikte bu problemli durumdaki inançlarınızın ve düşüncelerinizin doğruluğunu değerlendirirsiniz. Ayrıca yeni beceriler öğrenirsiniz. Siz ve terapistiniz, seansın önemli noktalarını özetlersiniz ve sonunda terapistiniz sizden geri bildirim alır. Terapistiniz sizden geri bildirim alırken, “Terapiye yararlı olan ve yararlı olmayan şeyler nedir, sizi sıkan olaylar, terapistin yakalayamadığı, değişmesini istediğiniz herhangi bir şey var mıdır?” tarzında sorular sorar. Gördüğünüz gibi, bu terapi yönteminde hem terapist hem de hasta oldukça aktiftir.

Terapi ne kadar sürer?

Terapiyi etkileyen başka faktörler olmadıkça, terapist ve hasta işbirliği içinde terapinin süresine birlikte karar verir. Bir seans, genellikle 50 dakika sürmektedir. Genellikle terapistiniz, ilk ya da ikinci seanstan sonra, sizin ilk seansta belirlediğiniz hedeflere ulaşmanızın ne kadar süreceği hakkında aşağı yukarı bir fikir edinir. Bazı danışanlar 6-8 seans gibi kısa bir süre için terapide kalır. Terapisi nispeten daha uzun süren problemlere sahip olan diğer danışanlar aylarca terapide kalmayı seçebilir.

İlk başta, danışanlar kriz döneminde olmadıkça haftada bir kere görülür. Danışan kendisini iyi hisseder hissetmez terapinin yavaşça sona ermesine hazır demektir. Bundan sonra, danışan ve terapist her iki haftada bir, sonra da her üç haftada bir terapiyi denemeye karar verirler. Seans aralarını yavaşça uzatmak, terapideyken öğrendiğiniz becerileri uygulamanıza yardımcı olur. Destekçi seanslar, terapi sona erdikten sonra 3, 6 ve 12 ayda bir tavsiye edilir.

İlaçla tedavi nasıl olur?

Psikiyatristlerle birlikte çalışmaya açık olan kognitif terapistler, ilaçla tedavinin avantajlarını ve dezavantajlarını sizinle görüşebilir. Çoğu danışanlar ilaçsız tedavi edilir. Ama bazı bozukluklar ilaçla birlikte kognitif terapiye daha iyi karşılık verir. Eğer ilaç tedavisi görüyorsanız ya da ilaçla tedavi olmak istiyorsanız, doğru ilacı doğru dozda aldığınıza emin olmak için, bir psikiyatri uzmanına başvurmanız ve ilaç tedavisini terapistinizle paylaşmanız gerekmektedir. Bu durumda da hem psikiyatri uzmanı hem de psikolog kontrolü altında tedavinize devam etmiş olursunuz.

 

Kaynakça: cadde.milliyet.com.tr | www.kognitifterapi.com