Öfke

Öfke, biz insanların yaşadığı sevinç, hüzün, coşku, heyecan vb. duygulardan biridir. Dolayısıyla, öfkelenmek işleyişimizin çok doğal bir parçasıdır ve öfkenin ortaya çıktığı belli başlı durumlar söz konusudur. Bunlardan ilkini engellenme olarak tanımlayabiliriz. Engellenmeyi detaylandırırsak ilk olarak zamansal engellenmeden sözedebiliriz. Örneğin, kısıtlı bir zaman içerisinde yetiştirilmesi gereken bir işle uğraşmaktayız ve zamanımızı etkili bir şekilde kullanamadığımızdan ötürü işin gecikeceği ve zaman kısıtlaması yüzünden kendimizi engellenmiş hissedebilirz. Dolayısıyla bu engellenmişlik hissi öfkeyi doğurur. Bir diğer engelleyici olarak nesnel önleyicileri ve olayları tanımlayabiliriz. Sosyal ve yasal önleyiciler de bu grubun içine dahil olabilir. Son olarak da kişinin kendinden kaynaklanan önleyiciler engellenme hissiyle öfke yaşamamıza neden olabilir.

Öfkenin ortaya çıkmasına neden olan bir diğer durum da çatışmalardır. Kişinin içinde yaşadığı toplumla ilgili farklı görüşlerinden kaynaklanan çatışmalar ve diğer bireylerle yaşadığı fikir ayrılıkları bu grupta toplanabilir.

Zorlanmalar da yine öfke duygusunun ortaya çıkmasını tetikleyen durumlardan biridir. Bireyin yaptığı işle ilgili yetenek, bilgi birikimi ve ilgi azlığı gibi nedenlerle o işi tamamlamakta zorlanması ve bu durumun öfke şeklinde ortaya çıkması söz konusudur.

Ayrıca, bireyin dengesiz ruh hali de öfkenin ortaya çıkmasını tetikleyen durumlardan birisidir. Kişilik bozuklukları ya da duygudurum bozukluklarından kaynaklanan sapmalarda da öfke duygusunun ortaya çıktığını görmekteyiz.

Öfkenin ortaya çıktığı durumları ve ne şekilde tepki verildiğini bilmek öfke kontrolü noktasında neye nasıl müdahale etmemiz gerektiği hakkında bize detaylı bilgi vermektedir. Genel olarak öfkenin iki hali vardır. Bunlardan birincisi, öfke duygusunun bastırılması olarak tanımladığımız “öfke içe” durumu diğeri ise “öfke dışa” durumudur. Öfke içe durumunda sıklıkla görülen hipertansiyon gibi fiziksel rahatsızlılardır. Öfke dışa durumunda ise, birey kendisini korumaya yönelik saldırgan davranışlar geliştirdiği için çevresiyle sosyal ilişkileri bozulmaktadır. Aynı zamanda öfke duygusunun dışavurumu bireyin güç algısını da pekiştirmektedir ve toplum genelindeki saygınlığının artmasına neden olduğu yanılgısına neden olmaktadır.

Buradan çıkarılacak sonuç ise öfke kontrolüdür. Öfkenin içe ya da dışavurumu bireyin yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir. Dolayısıyla; öfke bizim bir duygumuz olduğu için ve bunu yaşamaktan kaçamayacağımız için yapılması gereken, öfke duygumuzun ne bize ne de çevremizdeki diğer bireylere zarar vermeden kontrolünü saylayabilmektir. Öfke kontrolüne de duygularımızı farketmekle başlayabiliriz. Duygularımızı tanımakla devam edip ardından duygularımızı ifade edebildiğimiz takdirde birey olarak olumlu bir yaklaşımla sorunların üstesinden gelmiş oluruz.

Öfke kontrolü için kısa süreli grup terapileri, psikodrama ya da bilişsel davranışçı yöntemlerle uzman kişiler tarafından yapılacak psikoterapiler etkili olacaktır.

Burada amaç, bireylerin içinde bulundukları koşulların ayrı ayrı değerlendirilip öfke duygusunun oluştuğu durumların belirlenmesi ve bu durumların ortaya çıkma sıklığını azaltmaya yönelik tedbirlerin alınmasıdır. Aynı zamanda, öfkenin bastırıldığı ve öfkenin dışavurulduğu durumları da incelemek gerekmektedir. Sözü edilen durum analizini yapamadan öfke kontrolünü sağlamaya çalışmak hem emek hem de zaman kaybı yaratacaktır.