Evlilik Tipleri ve Evlilikte Uyum

Karı-koca 25’nci evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı…Bir anda Evlilik Perisi ortaya çıktı ve şöyle dedi:

“Sizler 25 yıl evli kaldığınız için ödülü hak ettiniz. Her ikinizin de birer dileğini yerine getireceğim.”

Önce kadın söyledi dileğini:

“Biz evliliğimiz boyunca hep fakir yaşadık ve çok sıkıntı çektik. Bizi zengin yap.”

Evlilik Perisi elindeki sihirli sopasını salladı ve her taraf parayla doldu. Sonra erkeğe sordu:

“Ya senin dileğin?”

Adam önce uzun uzun karısına baktı, sonra dileğini söyledi:

“Kendimden 30 yaş küçük bir kadınla evli olmak istiyorum.”

Evlilik Perisi elindeki sihirli sopasını salladı ve “PUUUFFFFF”

Adam artık 70 yaşındaydı…

Evlilikte uyum sağlıklı nesillerin yetişebilmesi için son derece önemli bir olgudur ve son yıllarda boşanma oranlarının artışıyla uyumlu evliliğe yapılan vurgu da giderek çoğalmaktadır. Evlilik uyumuna geçmeden önce evliliğin tanımı ve eş seçimi ile söze başlamak uygun olacaktır.

Sosyal bir varlık olan insanoğlu, kendini gerçekleştirme ve yaşamın anlamlı hale gelmesi için diğerlerine ihtiyaç duymaktadır ve ilişkileri içinde sürekli kendini yeniden tanımlar (Erden İmamoğlu, 2009). Evlilik ise evrensel olarak en önemli kişilerarası ilişki biçimlerinden biridir. Evlilik genel olarak eşlerarası ekonomik, sosyal ve üremeye yönelik işbirliğini kapsamaktadır (Berscheid ve Regan, 2005). Bir diğer araştırmacı grubu evliliği, birbirini seven iki kişinin aşklarını kendilerine özel olmaktan çıkararak ailelerden bankacılara kadar herkesin haberdar olduğu, görünür bir sosyal bir olgu haline getirme çabaları olarak değerlendirmektedir (Waite ve Gallagher, 2000). Dinsel bir bakış açısıyla ise evlilik, cinsel ilişki ile iki kişi ve onların aileleri arasındaki hiç bitmeyecek bağlılığın sosyal olarak onaylanması olarak tanımlanabilir (Hojat ve ark.,2000).

Evrimsel görüş eş seçiminin, kadın ve erkeğin en iyi genlerinin yeni nesillere aktarımı hesabına göre yapıldığını savunmakta iken; kültürel değerler, dinsel yapı ve sosyo-ekonomik yapının eş seçiminde önemli olduğu vurgusu yaygınlık kazanmıştır. Eş seçimi uygulamaları ve kuralları kültürden kültüre ve toplumdan topluma farklılık göstermektedir. Eşlerin seçimine ailelerin karar verdiği görücü usulü evlilikler ile eşlerin evliliğe tamamen özgür iradeleri ile karar verdikleri aşk evlilikleri burada üzerinde durulacak iki evlilik tipidir. Çoğu geleneksel toplumda, aile bireylerinin karşılıklı bağımlılığı genel geçer bir kuraldır. Çin, Hindistan, İran, Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka gibi toplumlarda erkekler; kadınların namusuna, ev ve çocukların bakımına istekli olmalarına, ev kadınlığındaki becerilerine aşırı önem verirler (Kurian, 1991). Diğer taraftan, kadınlar da erkeklerin sosyal statüsüne önem verirler. Böyle örneklenen bir değerler sisteminde de eş seçimi bireyden çok ailenin kararı şeklinde görülür. Görücü usulü evlilikler iki aile arasındaki anlaşma olarak tanımlanır (Goode, 1963). Evlenecek bireylerin mutluluğu ve beğenileri aileler tarafından dikkate alınmaz. Aynı zamanda aşk evlilikleri kadınların namusu düşünüldüğünde aile onuruna bir tehdit olarak algılanır ve toplum tarafından da değer verilmez (Fox, 1975). Aşkı, kişiyi gerçekler, mantık ve nedenselliğe karşı kör eden ve kontrol edilemeyen bir duygu olarak değerlendirirler (Rao ve Rao, 1976). Dünyanın çoğu ülkesinde, damadın ailesi annenin süt hakkını ödemek mantığıyla gelinin ailesine başlık parası verir (Mace ve Mace, 1960). Bu para da genellikle gelinin kıyafetleri, takıları ve evin döşenmesi için harcanır. Görücü usulü evliliklerin arkasında yatan mantık, sınırlı sosyal ilişkilerden dolayı gençlerin kendileri için uygun eşi seçemeyeceği ve onlara güvenilmemesi gerektiğidir. Örneğin, Hindistan’ın bazı bölgelerinde gelini seçerken aile geçmişi, ekonomik düzeyi, genel karakter, ailenin saygınlığı, başlık parasının miktarı ve ailenin variyeti damadın ailesi tarafından dikkate alınan konulardır (Rao ve Rao, 1976). Bu genel bir eğilim olmakla beraber, kent yaşamına geçmiş daha eğitimli gençlerin görücü usulü evliliklerinde modernitenin getirdiği değişiklikler görülebilmektedir ve ailenin eş seçimindeki kontrolü giderek azalma göstermektedir. Örneğin, bugün Kuzey Amerika’da yaşayan Hintli aileler farklılaşmış bir görücü usulü evlilik gerçekleştirmekteler. Aileler potansiyel gelin ve damatları çocuklarına önerip tanışmalarını ve flört etmelerini sağlamaktalar fakat evlenip evlenmeme noktasındaki son kararı çiftler kendileri vermektedirler (Netting, 2006).

Görücü usulü evlilikten çiftlerin birbirlerini özerk olarak seçtikleri aşk evliliklerine geçişi daha sağlıklı olarak değerlendiren araştırmacılar, Batı’daki bireyci toplumlarda özellikle Amerika ve Kanada örneklerinde evliliğin temel gerekliliğinin kişilerarası çekim ile romantik aşk olduğunu ve bireylerin eş seçiminde özerk olduklarını vurgulamışlardır (Ghimire ve ark., 2006). Avrupa’da ise I. Dünya Savaşı’na kadar kilisenin güçlü etkisi sebebiyle eş seçimindeki özgürlük üst-orta sınıf ve aristokratlar arasında görülmeyen bir durumdu (Goode, 1963). Aşk evlilikleri ile görücü usulü evliliklerin arasındaki temel fark sevginin ilişki başlangıcındaki rolü olarak değerlendirilir. Doğu’da görülen görücü usulü evliliklerde sevgi evlendikten sonra oluşan bir bağ iken Batı’da sevgi ve aşk evlilikten önce gelmektedir (Yelsma ve Athappilly, 1968).

Türk kültüründeki evlilik araştırmaları 70’li yıllarda yapılmaya başladığından, geçmişe ait bilgileri edebiyattan örneklemek mümkün olmaktadır. Örneğin, 1860 yılında Şinasi tarafından yazılmış Türk tiyatrosunun ilk eseri kabul edilen “Şair Evlenmesi” görücü usulü evliliklerin eleştirisini yapmaktadır. Oyunun kahramanı Müştak Bey, modern görüşlü bir yetişkin olarak sevdiği kızla evlenmesine müsaade edilmeyip gelinin ablası ile yer değiştirilmesine olan tepkisini geleneksel rollerle yaşadığı çatışmayı izleyici ile paylaşır. Benzer şekilde, ilk Türk romanı olan Şemsettin Sami’nin 1871’de yazdığı “Taaşşuk-i Talât ve Fitnat”, Ahmed Mithat’ın “Letaif-i Rivayet”(Söylenegelen En Güzel Hikayeler) adlı eseri, Emin Nihat’ın “Müsameretname” (Gece Hikayeleri) adlı eserinde de eş seçimindeki özerkliğe kavuşma istekleri konu alınmıştır.

Edebiyatımızda da görüldüğü gibi, evlilik tipleri neredeyse yarı yarıya (% 56) aileler tarafından organize edilmiş görücü usulü evlilikler olup kırsal kesimde(% 60.2) kentsel bölgelere (% 52.2) oranla daha yaygındır (Atalay ve ark., 1992). Ayrıca, görücü usulü evlilik eğitim düzeyi düşük bireyler arasında da daha sıklıkla görülür (okuma-yazma bilmeyenlerde % 68, okur-yazarlarda % 67, ilkokul mezunlarında % 60, ortaokul mezunlarında % 47, lise mezunlarında % 37, üniversite mezunlarında %17).

Evliliğe başlangıç yöntemi çeşitli olsa da evlilik doyumu, evlilik çalışmalarının önemli bir yüzdesini kapsamaktadır. Evlilik memnuniyeti, kişi ve ailenin sağlıklı yaşamı için, topluma ve yeni jenerasyona faydaları açısından önem arz etmektedir (Rosen-Grandon ve ark., 2004). Evlilik doyumu, eşlerin evliliklerini ne kadar kaliteli algıladıklarını içerir, yani yüksek evlilik doyumu başarılı bir evliliğe işaret eder. Bir diğer araştırmacıya göre ise, evlilik doyumu beklenen, hayal edilen ile gerçekte olan evlilik arasındaki denklikle belirlidir (Burges ve Locke, 1945).

Evlilik doyumunun belirleyicileri üzerine düşünüldüğünde karşımıza çıkan faktörler çok çeşitlidir ve bazıları da kültürden kültüre değişiklik gösterebilmektedir. Örneğin; Amerikan ve İngiliz çiftlerine göre çocuk sayısı arttıkça, hem kadın hem erkek için aşk ve sevgi oranı düşmektedir. Ancak aynı çalışma Türkiye ve Çin’deki çiftlere uygulandığında tam tersi bir oran bulunmuştur. Yani çocuk sayısının çokluğu eşlerin birbirlerine olan sevgi ve aşklarını sekteye uğratmamaktadır (İmamoğlu ve ark., basımda). Yine başka bir araştırmaya göre, evlilik kalitesi kişinin iyi oluş hali ile de doğrudan orantılıdır (Proulx ve ark., 2007). Kişi arkadaşlık ilişkilerinden, duygularını yaşamaktan, ilgi ve beğenilerinden, cinsel yaşamından mutlu ise evliliğinden de daha memnun olmaktadır.

Bireyin ilişkili olma durumunun da evlilik kalitesi üzerinde etkisi olduğu bulunmuştur (Gündoğdu, 2007). Detaylı bir ifadeyle, kişiler diğer insanlara bağlı olma, ilişki içerisinde olma ihtiyacı ve eğilimi içerisindedirler. Aile ve yaşamda önem verilen kişilerin değerlerini önemseme olarak tanımlanan ilişkili olma, bireyin iki yöneliminden biridir. İlişkili olma, evlilik kalitesini hem doğrudan hem de dolaylı olarak evlilik içi karar verme süreçleri üzerinden etkilemektedir.

Evlilik doyumu açısından kadın ve erkek arasındaki fark, erkeklerin evliliklerinden daha memnun olmaları yönündedir. Ayrıca, kadın ile erkek arasında daha çok aile yaşamındaki olaylardan etkileniş farkı bulunmaktadır. Kadınların, doğum ve çocuk yetiştirme dönemlerinde evlilik doyumu düşüş gösterir ve evlilik ile ilgili olumsuz duyguları yoğunluktadır. Erkekler için ise herhangi bir faklılık yoktur. Ne zaman ki çocuklar evlenir ya da evden ayrılırlar o zaman hem kadın hem erkek için evlilikten alınan doyum artmaya başlar. Evlilik sürecini bazı araştırmacılar “U” şekline benzetirler; evliliğin ilk dönemlerinde yüksek doyum, ortalarına doğru çocuk yetiştirmeyle ilgili bir düşüş, sonlarına doğru emeklilik döneminde yeniden artış gözlenmektedir (Rhyne, 1981).

Ülkemizde yapılan çalışmalarda, evlilik doyumunun eşlerin eğitim ve sosyo-ekonomik düzeylerinden etkilendiğini göstermiştir (İmamoğlu ve Yasak, 1997). Kadının eğitim düzeyi, modernliği, sosyo-ekonomik gücü direkt olarak kadının evlilik doyumunu etkilemekte, erkeğinkini ise dolaylı olarak etkilemektedir. Bir diğer memnuniyet belirleyici faktör ise, eşlerin her iki aile ile (kayınpeder-kayınvalide vd.) uyumlu ilişkilerinin olmasıdır. Daha önceki satırlarda da belirttiğimiz gibi, evlenmeden önce ebeveynlerin çocukları için en doğru eşi belirleme çabası içerisinde dikkat ettikleri hususlar, evlilikten memnuniyet konusunda da karşımıza çıkmaktadır.

Ülkemizin doğusunda yapılan bir başka araştırmaya göre ise, kadınların evlilik doyumu, hem kendilerinin hem de kocalarının eğitim düzeyi arttıkça artmaktadır (Erci ve Ergin, 2005). Kadınların çalışma durumları göz önüne alındığında, ev kadınlarının en düşük evlilik memnuniyetine sahip oldukları bulunmuştur. Ayrıca, eşleri tarafından istismara, fiziksel şiddete uğrayan kadınlar ile eşlerinin tüm ihtiyaçlarını karşılayan kadınların evlilik doyumları daha düşüktür. Evlilik öncesi flörtün ise evlilikteki uyumu daha da artırdığı gözlenmiştir.

Evlilik uyumunda, problem çözme becerisinin de çok önemli bir payı vardır. Evlilik içinde çıkan problemlere karşı çekinik kalma ve eşlik eden davranışlar evlilik doyumunda düşüşün habercisi olarak karşımıza çıkmaktadır (Hünler ve Gençöz, 2003). Dolayısıyla, evlilik ilişkisinde problem çözme yetisine sahip olabilmek doğrudan evlilik doyumuna katkı sağlamaktadır.

Özetle; evlilik, başlangıç şekli, eşlerin beklentileri ve evliliğe getirdikleri ile şekillenen ve sürekli bir devinim içerisinde olan bir kurumdur. Dolayısıyla, bu seçimden zevk alma ve doyuma ulaşma noktasında da birçok belirleyici faktör yer almaktadır. Her ne kadar karmaşık gibi görünse de insanların yüzde 90’ından fazlası evlilik kurumuna yatırım yapmaya devam etmektedir. Bu da bizlerin duruma ciddiyetle yaklaşmamız gerektiğini göstermektedir.

Son olarak, Prof.Dr. Mehmet Z. Sungur’un kitabından bir alıntıyla konuyu özetlemek istiyorum:

“Unutma, yaşam yalnızca sana verilen bir şey değil aynı zamanda senden istenen bir şeydir de. Tek başınalığı öğrenebilirsen, bir başkası cehennemin olamaz. Sevgi sana bir yandan sınırsız bir bireysellik sunarken, diğer yandan gerektiğinde iki bedende tek ruh olabilmeyi de öğretir. İşte bu nedenle evlilik, ben’i koruyarak biz olabilmeyi becerebilmektir.”

Kaynaklar: 
Atalay, B., Kontaş, M., Beyazıt, S., & Madenoğlu, K. (1992). Türk aile yapısı araştırması. Devlet Planlama Teşkilatı Sosyal Planlama Genel Müdürlüğü Araştırma Dairesi (Yayın no: DPT:313-SPGM:421). Ankara: DPT Matbaası.
Berscheid, E., & Regan, P. (2005). The psychology of interpersonal relationships. New Jersey: Prentice Hall.
Burgess, E. W., & Locke, H. J. (1945). The family: From institution to companionship. New York: American Book Company.
Erci, B., & Ergin, R. (2005). Women’s satisfaction with their marriage in Turkey. Marriage and Family Review, 37 (3), 117-131.
Erden İmamoğlu, S. (2009). Kişilerarası İlişkiler. İstanbul: Yeni İnsan.
Fox, G. L. (1975). Love match and arranged marriage in a modernizing nation: Mate selection in Ankara, Turkey. Journal of Marriage and the Family, 37 (1), 180-193.
Ghimire, D. J., Axinn, W. G., Yabiku, S. T., & Thornton, A. (2006). Social change, premarital nonfamily experience, and spouse choice in an arranged marriage society. American Journal of Sociology, 111 (4), 1181-1218.
Goode, W. J. (1963). World revolution and family patterns. New York: Free Press.
Gündoğdu, A. (2007). Relationship between self-construal and marital quality. Master’s Thesis, Middle East Technical University, Ankara.
Hojat, M., Shapurian, R., Foroughi, D., Nayerahmadi, H., Farzaneh, M., Shafieyan, M., & Parsi, M. (2000). Gender differences in traditional attitudes toward marriage and the family: An empirical study of Iranian immigrants in the United States. Journal of Family Issues, 21, 419-434.
Hünler, O. S., & Gençöz, T. (2003). Submissive behaviors nad marital satisfaction relation: Mediator role of perceived marital problem solving. Turkish Journal of Psychology, 18 (51), 99-108.
İmamoğlu, E. O., & Yasak, Y. (1997). Dimensions of marital relationships as perceived by Turkish husbands and wives. Genetic, Social, and General Psychology Monographs, 123 (2), 211-232.
İmamoğlu, E. O., Wendorf, C. A., Weisfeld, C. C., Weisfeld, G. E., Lucas, T. W., Parkhill, M. R., & Shen, J. (under review). Cultural differences in the impact of number of children on marital satisfaction.
Kurian, G. (1991). South Asians in Canada. International Migration, 29 (1), 421-432.
Mace, D., & Mace, V. (1960). Marriage: East and west. New York: Doubleday and Company.
Netting, N. S. (2006). Two-lives, one partner: Indo-Canadian youth between love and arranged marriages. Journal of Comparative Family Studies, 37 (1), 129-146.
Proulx, C. M., Helms, H. M., & Buehler, C. (2007). Marital quality and personal well-being: A meta analysis. Journal of Marriage and the Family, 69, 576-593.
Rao, V. V. P., & Rao, V. N. (1976). Arranged marriages: An assessment of the attitudes of the college students in India. Journal of Comparative Family Studies, 7 (3), 433-453.
Rhyne, D. (1981). Bases of marital satisfaction among men and women. Journal of Marriage and the Family, 43, 941-955.
Rosen-Grandon, J. R., Myers, J. E., & Hottie, J. A. (2004). The relationship between marital characteristics, marital interaction processes, nad marital satisfaction. Journal of Counseling and Development, 82, 58-68.
Sungur, M. Z. (2009). Sen, ben ve aramızdaki her şey: Şeytan üçgeni. İstanbul: Goa.
Waite, L. J., & Gallagher, M. (2000). Case for marriage: Why married people happier, healthier and beter of financially. New York. Broadway Books.
Yelsma, P., & Athappilly, K. (1968). Marital satisfaction and communication practices: Comparisons among Indian and American couples. Journal of Comparative Family Studies, 19 (1), 37-54.