Siz de stresli anlarınızda hemen çikolataya saldıranlardan mısınız? Ya da çok gergin ve endişeli hissettiğinizde yeme-içmeden kesilip bir deri bir kemik mi kalıyorsunuz? Belki de önemli bir toplantı ya da sınav öncesi karnınızda uçuşan kelebekleri nasıl durdurabilirim diye düşünüyorsunuzdur. Sahi nasıl oluyor tüm bunlar? Nasıl yediklerimiz modumuzu ya da modumuz yediklerimizi etkiliyebiliyor? Nasıl düşüncelerimiz karnımızda hareketlenmelere yol açabiliyor?

Vücudumuz, içinde beynin de bulunduğu merkezi sinir sistemine sahiptir. Bu sistem hücre, organ ve sistemlerin birlikte düzenli çalışmasını sağlayıp; akıl, hafıza, öğrenme, düşünme, konuşma ve yürüme gibi istemli hareketlerin gerçekleşmesine yardım eder. Ancak vücudumuzda başka bir sinir sistemi daha vardır. Sindirim sistemimiz çevresinde yerleşen bu sistem ruhsal ve bedensel sağlığımızda kendi sinirsel ağları ile hayati bir rol oynar (1).

Enterik sinir sistemi olarak isimlendirilen bu ağlar, içinde beynin de bulunduğu santral sinir sistemi ile aynı dokudan köken alması ve yaklaşık 100 milyon nörondan oluşan karmaşık bir sistem olması nedeniyle “ikinci beyin” olarak da adlandırılır (2-4).

Vücudumuzdaki diğer sistemlerden bağımsız olarak çalıştığı bilinen enterik sinir sisteminin besinlerin sindirim kanalı boyunca ilerlemesi, mekanik olarak karıştırılması, sindirilmesi ve emilim ile kana geçmesi gibi özelliklerinin yanı sıra beyin üzerinde de etkili olduğu gözlemlenmiştir (1).  Yapılan araştırmalar ile solunum, sindirim ve dolaşımdaki önemli işlevleriyle bilinen vagus sinirinin, kendisinden geçen sinirsel iletileri büyük oranda karından beyne geçirdiği gözlemlenmiştir (25).

Peki enterik sinir sistemimiz nasıl bir mekanizma ile bizim duygusal ve bilişsel süreçlerimizi etkiler?

  1. Stresi Yeme İle Bastırma Fizyolojisi

Belçikalı araştırmacılara göre besin bileşenleri sindirim sistemimizdeki nöronları uyararak beyne sinyal gönderen  sinirsel hormonların salgılanmasını sağlıyor. Araştırmacıların fareler üzerinde yaptıkları deneyler sonucunda; enterik sinir sisteminin açlığı tetikleyen “grelin” hormonu salgılayarak beynin yiyecek tercihini etkilediği belirlendi. Üzüntülü durumlarda beynin salgıladığı grelin hormonu ile yağlı yiyecek tercihinin deneklerde arttığı bunun sonucunda ise üzüntülü duygular ve açlık hissinde belirgin oranda azalma olduğu görülmüştür. Ayrıca yağ asidince zengin besinlerin alımı ile de grelin hormonu seviyesinde artış olduğu saptanmıştır (6). Bu kısırdöngü mekanizması stresli ya da üzüntülü anlarımızda neden yedikçe yeme isteğimizin geldiğini iyi bir şekilde açıklıyor.

 

  1. Yeme, Ödül – Ceza İlişkisi ve Obezite Riski

Yapılan araştırmalar ile sindirim sistemimizdeki nöronların besin alımı ile uyarıldığı, bunun sonucunda vücut dopamin miktarında artış olduğu gözlemlenmiştir (26). Dopamin beyinde ödül ve zevk şartlandırmalarıyla ilişkilendirilen, sinirsel uyarıların beyne iletilmesini sağlayan, ruh sağlığına iyi geldiği düşünülen sinyalci bir moleküldür (7).

Besin alımı ile beyindeki aktif ödül, memnuniyet ve ceza merkezleri harekete geçirilir. Böylece psikolojik ve biyokimyasal olayları başlatan karmaşık bir süreç devreye girer.

Ödül ve memnuniyet gibi pozitif duyguları deneyimlemek için belirli türde besinleri sıklıkla tüketme ihtiyacı duyan birey, deneyimlenen haz ile aşırı yemeye eğilimli hale gelerek daha ileride morbid obezite ile karşı karşıya kalabilir. (8,9)

 

  1. Açlık ve Gerginlik

Vücudumuz enerji gereksinimi olduğunda gerekli besinleri alamadığı zaman stres hormonlarının düzeyi yükselir ve glikozun kana devamlılığını sağlamak için organizma alarm verir. Açlık adı verilen bu durumda vücudumuzda “yıkıcı” etki gösteren hormonlar (katekolaminler ve glukagon) devreye girerek  bireyin saldırganlık ve şiddet içeren, kendine ve başkasına zarar veren davranışlarda bulunmasına neden olur. Bu durumda vücutta çeşitli besin ögeleri ve nörotransmitterlerlerin öncüsü olan amino asitlerin özellikle de triptofanın ve dolayısıyla da mutluluk hormonu olarak bilinen serotoninin eksikliğinin rolü olduğu yapılan çalışmalar ile gösterilmiştir (9-12)

 

  1. Mutluluk Hormonu : Serotonin

Triptofan, mutluluk hormonu olarak bilinen serotoninin üretilmesinde etkili olan öncü bir aminoasittir. Araştırmalar sonucunda; yüksek karbonhidrat içerikli besinlerin tüketiminin, triptofanın kandaki seviyesini arttırarak beyne girişini kolaylaştırdığı ve mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin sentezini tetiklediği görülmüştür. Öte yandan proteinden zengin besinlerin tüketiminin beyne triptofan girişini azalttığı ve serotonin sentezinin azalmasına sebebiyet verdiği gözlemlenmiştir (12-14).

Ayrıca, yapılan çalışmalar ile kadın obez bireylerin triptofan düzeylerindeki düşüklük dikkate değerdir (8).

Serotoninin %95’ inin karnımızda üretilip beyne etki etmek üzere yola çıktığı biliniyor. Bu bilgi,  karından beyne gönderilen sinirsel iletilerin ruh halimiz üzerinde söz sahibi olduğunu görmemiz açısından oldukça önemli (27).

 

  1. Besinlerle Depresyon Tedavisi Mümkün mü?

California Üniversitesi psikiyatri profesörü Dr. Emeran Mayer’e göre depresyon ve kaygı sorunu yaşayan çoğu hastada sindirim sistemi işlevlerinde hareketlilik olduğu gözlemlenmiş (15).

Yakın zamanda yapılan çalışmalarda sindirim sistemine yapılan müdahalelerin majör depresyon üzerinde tedavi edici etkilere yol açabileceği anlaşılmıştır (5). Aynı şekilde son zamanlarda yapılan çalışmalar ile çeşitli besinlerin ve besin bileşenlerinin duygudurum değişikliklerinde ve mental hastalıklarda olumlu veya olumsuz etkilere yol açabildiği  kabul gören bir düşüncedir (16).

Bu kapsamda: Zeytinyağı, balık, meyve/ sebze, yağlı tohumlar (özellikle fındık), baklagiller, kümes hayvanlarının eti, süt, işlenmemiş et gibi birçok sağlıklı gıdanın depresyon riskini azalttığı ve bu gıdaların depresyon belirtilerinin tedavisinde kullanılabilir oldukları düşüncesi oldukça yaygındır.

Ayrıca: kalsiyum, krom, folat, çoklu doymamış yağ asitleri, D vitamini, B12 vitamini, çinko, magnezyum ve D-serin gibi özel olarak seçilen besin bileşiklerinin antidepresan tedavisinde ek tedavi stratejileri olabileceği ileri sürülmüştür (17).

Güncel çalışmalar ile “omega-3” yağ asitlerinin de mental hastalıklarların tedavi süresince olumlu etkilerinin olduğu gözlemlenmiştir. Klinik çalışmalar, depresyonlu kişilerin plazma veya kırmızı kan hücre zarlarında omega-3 çoklu doymamış yağ asitlerinin düşük konsantrasyonlarda bulunduğunu göstermiştir. (18-20)

Ayrıca antioksidanlardan zengin bir diyet ile de vücudumuzdaki triptofan yıkımını düşük seviyede tutmak ve serotoninden iyi bir düzeyde faydalanmak mümkündür (21).

Buna karşılık araştırmalarda: Şekerli içecekleri, rafine gıdaları, kızarmış yiyecekleri, işlenmiş eti, hamur işi tüketimini kapsayan batılı tarz beslenme alışkanlıklarının depresyon riskini arttırdığı gözlemlenmiştir (22).

 

  1. Bağırsak Bakterilerimiz ve Sinirlerimiz

Her organın diğer adı flora olan mikrobiyotası bulunmaktadır (23). Sindirim sistemimizde doğal olarak bulunan mikropların tamamına (bakteri, mantar, protozoa ve virüsler) bağırsak mikrobiyotası denilir (24).

Jane Foster ve ark. (25) yaptığı araştırmalar sonucunda doğumdan itibaren bağırsaklarımızdaki bakteriler ile beynimiz arasında devamlı bir iletişim olduğunu keşfetti. Bu iletişim bebeklik çağında beynin hafıza, öğrenme, korku ve kaygı merkezlerinin şekillenmesinde oldukça etkili. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmacılar, bağırsak mikrobiyota bileşimindeki değişimlerin depresyon tedavisinde etkili olabileceğini düşünüyorlar.

Hangi bakteri türlerinin ruh sağlığımıza olumlu etkisinin olabileceğinin araştırıldığı bir çalışmada yoğurt, kefir, peynir ve mayalanmış birçok gıdada bulunan, sağlığa olumlu etkileriyle bilinen probiyotik bakterilerden Laktobasilus soyunun fareler üzerinde kaygı davranışlarını azalttığı gözlemlenmiştir.

Ayrıca bağırsak florasındaki bozuklukların nörolojik hastalıklarla ilişkili olabileceği de düşünülüyor. Yapılan incelemeler ile otizmli hastaların sıklıkla sindirim sistemi problemleri yaşadığı ve bağırsaklarında anormallikler olabildiği gözlemlenmiştir (28).

Bilimsel olarak genel bir bakış açısı sunmamız gerekirse:Çevresel, toplumsal ve psikolojik faktörlerin besin tercihlerimizi değiştirebildiğini, tüketilen besinlerin bileşenlerinin de mikrobiyotayı değiştirebildiğini görürüz. Değişen mikrobiyota ile salgılanan bağırsak hormonlarının ise ruh halini ve stres düzeyini etkilediğini söylemek doğru olacaktır. (9).

 

 

 

KAYNAKÇA

 

  1. Hall, John E. (2011), Guyton and Hall Textbook of Medical Physiology (Philadelphia, by Saunders, an Imprint of Elsevier Inc.).

 

  1. Marchesi JR, Ravel J: The vocabulary of microbiome research: A proposal. Microbiome 3:331, 2015

 

  1. Mayer EA, Knight R, Mazmanian SK, Cryan JF, Tillisch K: Gut microbes and the brain: Paradigm shift in neuroscience. J Neurosci 34(46): 15490-15496, 2014

 

  1. Rao M, Gershon MD: The bowel and beyond: The enteric nervous system in neurological disorders. Nat Rev Gastroenterol Hepatol 13:517–528, 2016

 

 

  1. Cummings E., Purnell JQ., Frayo SR., 2001. A preprandial rise in plasma ghrelin levels suggests a role in meal initiation in humans. Diabetes, 50, 1714-1719.

 

  1. https://knowingneurons.com/2012/10/31/the-reward-pathway-reinforces-behavior/

 

  1. Raheja UK, Fuchs D, Giegling I, Brenner LA, Rowner SF, Mohyuddin I, Weghuber D, Magge H, Rujescu D. In psychiatrically healthy individuals, overweight women but not men have lower tryptophan levels. Pteridines 2015; 26:79–84.

 

  1. http://acibadem.dergisi.org/uploads/pdf/pdf_AUD_483.pdf

 

  1. Özenoğlu A, Ünal G. Açlık ve Şiddet. MÜSBED 2015;5:115-22.

 

  1. Voracek M, Tran US. Dietary tryptophan intake and suicide rate in industrialized nations. J Affect Disord 2007;98:259-62.

 

  1. Prasad C. Food, mood and health: a neurobiological outlook. Brazilian Journal of Medical and Biological Research 1998;31,1517–27.

 

  1. Hopf SM. You are what you eat: How food affects your mood. Dartmouth Undergraduate Journal of Science 2013. http://dujs. dartmouth.edu/2011/02/you-are-what-you-eat-how-food-affectsyour-mood/#.V3PaHdKLTIU.

 

  1. Strasser B, Gostner JM, Fuchs D. Mood, food, and cognition: role of tryptophan and serotonin. Curr Opin Clin Nutr Metab Care 2016;19:55–61.

 

  1. Mayer, E.A. (2000), The Neurobiology of Stress and Gastrointestinal Disease, PubMed Articles.

 

  1. Wang Y, Kasper LH. The role of microbiome in central nervous system disorders. Brain, Behavior, and Immunity 2014; 38: 1–12.

 

  1. Lang UE, Beglinger C, Schweinfurth N, Walter M, Borgwardt S. Nutritional Aspects of Depression. Cell Physiol Biochem 2015;37:1029-43.

 

  1. Jacquelyn H. Flaskerud Mood and Food. Issues in Mental Health Nursing 2015; 36:307–10.

 

  1. Hennebelle M, Champeil-Potokar G, Lavialle M, Vancassel S, Denis I. Omega-3 polyunsaturated fatty acids and chronic stressinduced modulations of glutamatergic neurotransmission in the hippocampus. Nutrition Review 2014; 72: 99–112.

 

  1. Mischoulon D. The impact of omega-3 fatty acids on depressive disorders and suicidality. Journal of Clinical Psychiatry 2011;72,1574.

 

  1. Gostner JM, Becker K, Ueberall F, Fuchs D. The good and bad of antioxidant foods: an immunological perspective. Food Chem Toxicol 2015; 80:72–9.

 

  1. Lakhan SE, Vieira KF. Nutritional therapies for mental disorders. Nutrition Journal 2008; 7:2.

 

  1. Pelzer E, et al. Review: Maternal health and the placental microbiome. Placenta 2017;54:30-37.

 

  1. Liu S. The Development of Our Organ of Other Kinds—The Gut Microbiota. Front Microbiol 2016;7(2107).

 

  1. Foster, Jane A. and Mcvey, Karen – Anne (2013), How the Microbiome Influences Anxiety and Depression, Science Direct.

 

  1. Date Y., Murakami N., Toshinai K., Matsukura S., Niijima A., Matsuo H., Kongawa K., Nakozata M. The Role of The Gastric Afferent Vagal Nerve in Ghrelin – Induced Feeling and Growth Hormone Secretion in Rats 2012.

 

  1. Thanorajah Sharmili E., Backes H., DiFeliceontonio Alexandra G., Small Dana M., Brüning Jens C., Tittgemeyer M. Food Intake Recruits Orosensory and Post – Ingestive Dopaminergic Circuits to Affect Eating Desire in Humans 2018.

 

  1. Jano M.J., Yu K., Donaldson G.P., Shastri G.G., Ann P., Ma L., Nagler C.R., Ismagilov R.F., Mazmanian S.K., Hsiao E.Y.. Indigenous Bacteria From the Gut Microbiota Regulate Host Serotonin Biosynthesis 2015.

 

  1. Horvath, Karoly MD, PhD; Perman, Jay A. MD. Autistic Disorder and Gastrointestinal Disease 2002.

 Yazar:

Melis Ceren BALÇIK

Beslenme ve Diyetetik Öğrencisi